İlk bir araya gelişimizde sizi bir “vaka” olarak değil, hikayesi olan değerli bir insan olarak karşılayacağım. “Nereden başlayacağım?” diye endişelenmeyin; ben sizinle o ipucunu birlikte bulacağım. Sizi sadece kulaklarımla değil, tüm dikkatimle ve yargısızca dinleyeceğim. Burası, dünyanın gürültüsünü dışarıda bıraktığımız, sadece sizin sesinizin yankılandığı bir alan olacak.
Terapi benim için bir “öğretme” süreci değil, bir eşlik etme yolculuğudur. Sizinle birlikte o karanlık tünellere gireceğiz ama elimizde bir fener olacak. Bazen birlikte susacağız, bazen bir farkındalıkla şaşıracağız, bazen de yüklerinizi boşaltmanın hafifliğiyle derin bir nefes alacağız. Sizin hızınız, sizin kurallarınız ve sizin duygularınız… Her şey sizin ritminize göre ilerleyecek.
Burada konuştuğumuz her şey, bu odanın (veya ekranın) duvarları arasında, kalbimde saklı kalacak. Kendinizi en savunmasız hissettiğiniz anlarda bile, size şefkatle ve dürüstçe ayna tutacak birinin yanınızda olduğunu bilmenin huzurunu yaşayacaksınız.
Burada konuştuğumuz her şey, bu odanın (veya ekranın) duvarları arasında, kalbimde saklı kalacak. Kendinizi en savunmasız hissettiğiniz anlarda bile, size şefkatle ve dürüstçe ayna tutacak birinin yanınızda olduğunu bilmenin huzurunu yaşayacaksınız.
Amacımız sizi “mükemmel” yapmak değil; kendinizle barışık, sınırlarını bilen ve zorluklar karşısında “ben bununla başa çıkabilirim” diyebilen o içsel gücünüzü yeniden uyandırmak.
Vedalaştığımızda, artık o fenere ihtiyaç duymadan kendi yolunuzu aydınlatabiliyor olmanızı temenni ediyorum.